Nereden başladım
2004'te İstanbul'da doğdum. Teknolojiye olan ilgim ilk kez 2009'da evimize bir bilgisayarın girmesiyle başladı; yıllar geçtikçe cihazı inceleyip kurcalayarak kendimi geliştirdim. Müziğe adım atışım da benzer bir merakla, 2013'te FL Studio'yu indirip küçük yaşta kendi çapımda pattern'lar denememle oldu. 2019'da Michael Jackson multitrack'lerini kurcalayıp mixlemeye çalışarak müziğe geri döndüm, 2020'de de beatmaking'e başlayarak tamamen prodüksiyon odaklı bir hale geçtim.
Elime kendi kameramı ilk kez iki sene önce aldım ama sanırım "kan çektiğinden", her şeyini kısa sürede öğrenip çözdüm. Lisede Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde Veritabanı Programcılığı okudum; C#, Java ve SQL ile uğraştığım o dönem bana bir problemi parçalara ayırıp çözmeyi, düzenli düşünmeyi öğretti. Üniversite sınavında asıl planım RTS okumak değildi, tercih listemde İngilizce Öğretmenliği, Gazetecilik ve Siber Güvenlik Analistliği gibi bölümler de vardı. Ama müziğe ve sanata olan ilgimi düşününce "neden olmasın" dedim ve Radyo, Televizyon ve Sinema'yı seçtim. Gerek seste gerekse görüntüde, melankolik temalar kesinlikle bana göre.
Yunanistan'da geçen dönem
Erasmus+ ile bir dönem Yunanistan'da, İyonya Üniversitesi'nin Görsel ve İşitsel Sanatlar bölümünde okudum ve orada farklı bir bakış açısı kazandım. Kısa filmlerimi yazıp yönetirken her aşamayı tek başıma sırtlıyorum; kurgusunu da ben yapıyorum, sesini de.
Bunun dezavantajı kesinlikle çok yorulmam ve işin çoğunlukla bana kalması, ki bu yer yer büyük bir kafa karışıklığına da yol açıyor. Ama en büyük avantajı da tüm yaratıcı yönetmenliğin bana ait olması; sürecime karışılmasından pek hoşlanmıyorum. Kendi projem olmayan işlerde ilk başta yönetmenin direktifinden şaşmıyorum, onun istediğini verdikten sonra kendi baharatımı katıp tekrar görüşüne sunuyorum. Kendi müziğimde durum farklı; kimsenin yaratıcı sürecime dahil olmasını istemiyorum, galiba sanatçı kişiliğimi biraz fazla seviyorum.
Müzik tarafı: M. Özçelik
Bir filmde ses, görüntü kadar önemli bence — hatta belki daha bile önemli. "M. Özçelik" ismiyle sürdürdüğüm müzik yolculuğum, 2013'te FL Studio ile attığım ilk adımların ardından 2019'da Michael Jackson multitrack'lerini mixleme deneyimimle şekillendi ve 2020'de beatmaking'e başlamamla tamamen prodüksiyon odaklı bir hal aldı.
Benim için müzik üretimi aynı zamanda bir kaçış ve terapi yöntemi. Genellikle kendimi kötü hissettiğim anlarda ortaya çıkan işler çok daha güçlü oluyor; zihnimi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırıp müziğe odaklamak, hislerimi üretime dönüştürmemi sağlıyor. Üretim sürecine çoğunlukla parçanın temel harmonisini kuracak bir melodi yazarak ya da bir sample'ı kesip biçerek başlıyorum. Ses paletimdeki melankolik dokuyu ve müzikal kimliğimi en net yansıtan çalışma kesinlikle Efsun 2 albümü.
Kendi projelerimde mutfaktaki her şeye hâkim olmayı seviyorum; kimsenin yaratıcı sürecime müdahale etmesini istemediğim bağımsız bir alanım var. Bu üretim anlayışıyla bugüne kadar TRT Geleceğin İletişimcileri ve Sabancı Vakfı Kısa Film Platformu'nda yer alan projelerin müziklerine imza attım. Gelecekte M. Özçelik projesinin nereye evrileceği konusunda esneğim; albümler, film müzikleri ya da farklı üretim şekilleri arasından müziğim için en doğrusu neyse o yönde ilerlemeyi hedefliyorum.
Şu an ve ileride
Şu anda bir yandan yazılımla uğraşmaya, bir yandan da DaVinci Resolve ve Kdenlive'da kurgu yapmaya devam ediyorum. Sektörde tutunabileceğimi pek sanmıyorum; akademide yaratıcı düşüncelerimi ve fikirlerimi, sadece RTS'den ziyade bir iletişimci olduğum için çok daha rahat dışa vurabileceğimi düşünüyorum. Uzun vadede elimdeki en somut şey, iki alanı da bırakmadan, sinemayla teknolojiyi bir arada tutan istikrarlı bir yol izlemek.